HABER MERKEZİ - ABD-İsrail'in Lübnan Hizbullahı'na yönelik Şam'ı devreye koyma hedefi tartışılırken, kaçakçılık noktalarından Hizbullah'a silah ve mühimmat sağlandığı öğrenildi. Söz konusu organizede Türkiye istihbaratının olduğu belirtiliyor.
ABD ve İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah varlığına karşı Şam'ı bir "ara aktör" olarak kullanılmak istenmesi bölgedeki kırılgan zemini daha fazla sarsabilir. Ayrıca Lübnan sahası dışında yeni bir çatışma potansiyelini ortaya çıkarabilir. Bu noktada Türkiye'nin de rolü önemli. Türkiye'nin ABD ve İsrail’in Suriye ve Lübnan’a karşı izlediği politikalara karşı değişken bir siyaset izlediği biliniyor.
TÜRKİYE-HİZBULLAH İLİŞKİSİ
Yapılan açıklamalar, atılan adımlar, görüşme trafiği ve sahadaki gelişmelere bakıldığında Ankara’nın bu krizi sadece izleyen değil, aktif olarak şekillendirmeye çalıştığı görülüyor. Zira Ankara'dan yapılan açıklamalar, Türkiye'nin kendisini hem fırsatların hem de tehditlerin merkezinde konumlandırdığına işaret ediyor. Türkiye, söz konusu kriz yönetiminde başarılı olmaz ya da masada elini güçlendirecek kartları alamazsa sıranın kendisine geleceğini biliyor.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Lübnanlı yetkililerin gerilimi azaltma konusunda Türkiye'ye başvurduğunu ve bunu kolaylaştırmak için Suriyeli mevkidaşlarıyla görüştüklerini açıkladı. Fidan, savaş başladığından bu yana Hizbullah ile doğrudan görüşmediklerini de dile getirdi.
Resmi açıklamalara göre, Türk ordusu ile İran veya Hizbullah arasında Lübnan topraklarında doğrudan saha iş birliği veya silahlandırma konusu yok. İki taraf arasındaki formül, İsrail karşıtı ortak tutumdan doğan “dolaylı tamamlayıcılık” şeklinde işliyor. Ancak sahadan edindiğimiz teyitli bilgiler, Türkiye'nin bizzat İran’a ve Lübnan Hizbullah’ına silahlı destek verdiğini gösteriyor.
Ancak bu desteğin yönteminin değiştiği söylenebilir. Nedeni ise Ankara'daki NATO toplantısında yapılan görüşmelerde saklı. Zirvede, İran'a "yardım yapılmayacağı" yönünde bir mutabakat sağlandı. Bu mutabakatın Hizbullah'ı da kapsadığı biliniyor. Değişen destek yönetimin de bununla bağlantılı olduğu söylenebilir. Bu noktada Türkiye'nin Hizbullah'a yardım etme konusundaki aldatıcı politikasını sürdürdüğü vurgulanabilir. Bu da sahada İran ile istihbarat ve askeri ilişkilerini kesmediği anlamına gelir.
KAÇAKÇILAR SİLAH TAŞIYOR
Öte yandan sahada edinilen bilgilere göre; Türkiye, Lübnan topraklarına girmeme ve Hizbullah ile çatışmaya girmeme konusunda Şam'ı net bir şekilde uyardı. Yanı sıra sahada silah ve mühimmat geçişleri de başladı.
Emel Hareketi Partisi aracılığıyla Hizbullah'a silah ve mühimmat ulaştırılması için askeri bir yardım programı hazırlandı. Homs bölgesindeki Kasr alanından ve Lübnan sınırı boyunca kaçakçılık noktaları üzerinden silah ve mühimmat geçişini organize ediliyor. İran roket ve tanksavar silahlarının Hizbullah'a ulaşmasını sağlamak için Hizbullah ile bir koordinasyon söz konusu.
Tüm bu koordinasyon ve geçişlerin Türkiye'nin istihbari birimleri kontrolünde olduğu iddia ediliyor. İşin yürütücüsü ise Suriye Ordusu komutanları.
Bölgeden alınan bilgilere göre; Hama bölgesinden Kasr'e kadar olan sorumluluğun Komutan Muhammed Cesim Ebu Amşa liderliğindeki 62. Tugay'da. Bu tugayın Türkiye'ye ile ilişkili olduğu biliniyor. Bu da söz konusu iddiayı güçlendiriyor.
Genel olarak Türkiye, Suriye'de İsrail'e karşı kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor; Suriye topraklarını küresel güçlerle ticaret alanı haline getirmekte ve batılı devletlerine kendi şartlarını dayatmakta.
MA / E. Pejder Altan