HABER MERKEZİ - 7 Mayıs'ta yerel seçimlerin gerçekleşeceği Birleşik Krallık'ta seçim ardından iç siyasetin hareketleneceğini belirten akademisyen olan Hamit Ekinci, seçimler sonrasında Ortadoğu politikasında daha zayıf bir İngiltere görülebileceğini dile getirdi.
Birleşik Krallık’ın (Büyük Britanya), 7 Mayıs’ta yapılacak seçimlerine sayılı günler kaldı. Yerel ve genel seçimlerin yapılacağı Britanya’da yıllardır süren siyasi çalkantılar ise devam ediyor. Parlamentoda 403 sandalye ile çoğunluğu elinde bulunduran İşçi Partisi, ikinci sıradaki Muhafazakar Parti 116 sandalyeye, Liberal Demokratlar 72 sandalyeye, Reform UK 8 sandalyeye ve Yeşil Parti 5 sandalye ile seçimlere katılacak. 32 Londra ilçesinin tamamında ve Norfolk ve Suffolk gibi ilçe meclislerinin de dahilinde 42 milyon seçmen, 136 belediye yönetimini ve 5 bin 66 meclis üyesini belirleyecek.
Öte yandan uzmanlar, seçimlerin Büyük Britanya ve Avrupa’dan daha çok Ortadoğu üzerinde etkili olacağına işaret ediyor. Ortadoğu haritasının şekillenmesi üzerinde etkili olan İngiltere’nin son süreçteki politikalarıyla bölgesel gücünü kaybettiği yorumları sıklıkla dile getirilmeye başlandı. İngiltere’nin Kürtlere dönük “güvenlikçi” anlayışının sürmesi ise Ocak ayında başlayan Rojava saldırıları sürecinde hem içeride hem de dışarıda tepkilere neden oldu.
Bu atmosfer içerisinde seçimlere gidecek olan İngiltere’de yaşanacak olası süreci ve bu sürecin Ortadoğu politikasına etkilerini Centre for Study of States, Markets and People (STAMP) bünyesinde araştırmacı ve Doğu Londra Üniversitesi’nde akademisyen olan Hamit Ekinci ile konuştuk.
SEÇİMLER İÇİN OLASI SENARYOLAR
İngiltere’de iktidarda bulunan İş Partisi içerisinde bir liderlik krizinin yaşandığını belirten Ekinci seçimlere dair şunları kaydetti: “Keir Rodney Starmer (Birleşik Krallık Başbakanı, eski İşçi Partisi lideri), çok güçlü bir şekilde seçilmesine rağmen şu an ki hem ulusal hem de uluslararası gelişmelerle beraber şu an çok zayıf bir pozisyonda. Bu gelişmelerden biri ABD ile ters düşmesi elbette. Trump açıkça İngiltere’de farklı siyasi aktörleri destekleyeceğini söyledi. Diğer taraftan İşçi Partisi içerisinde birkaç farklı liderlik başlamış durumda. Türkiye’de olduğu gibi belediye başkanları parti liderliğine aday oldu. Yani resmi olmasa da fiilen adaylıklar söz konusu. Diğer yandan Jeremy Bernard Corbyn (eski İşçi Partisi lideri) gibi İşçi Partisi’nin sol kanadı ayrı bir parti kurma eğiliminde. Tam olarak kurulmadılar fakat böyle bir eğilim ortaya çıktı. Bu eğilimle birlikte iktidar partisi olan İşçi Partisi’nin seçimlerden sonra seçimi tek parça atlatacağı düşünülmüyor. İngiltere uzun süredir siyasi istikrarsızlık yaşıyor. Bu istikrarsızlık yerel seçimlerle birlikte daha fazla derinleşeceğe benziyor. İşçi Partisi’nin oylarının bir kısmı Yeşiller’e de gidecek gibi. Bu durumda Muhafazakarlar karşısında rakipsizliğini sürdüremeyecek.”
‘ABD’NİN İSTEMLERİ ZORLUYOR’
İngiltere seçimlerinin Orta Doğu’daki siyasi etkilerine değinen Ekinci, bunun için İngiltere siyasetinin ABD ile olan ilişkilerini göre şekilleneceğini ifade etti. Ekinci, “İngiltere temel gerilimini ABD ile yaşıyor. ABD daha fazla Avrupa’ya ‘karşılıksız koruyuculuk’ yapmak istemiyor. Şimdiye kadar Avrupa’yı soğuk savaş tehdidi içerisinde asker bulundurarak koruyordu. Avrupa’nın nükleer silahları dahil ABD denetimindeydi. Avrupa bu şekil bir ABD güvenliğine mecbur. Ama ABD, dünyadaki konumuyla geriye giden bir güç. Özellikle Çin karşısında piyasalarda zorlanıyor. Askeri olarak hala dünyanın en büyük gücü olsa da ekonomik gerilemeye önlem almak istiyor. Gerilemeye önlem almasının ilk ifadesi de müttefiklerine yönelik ‘burden sharing’ dediğimiz ‘yükünü paylaşma’ istemi. Bu açıdan ABD’nin tutumu başta İngiltere olmak üzere pek çok Avrupa devletini zorluyor” dedi.
Ekinci, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın İngiltere statükosunu zayıflattığını ancak Orta Doğu’daki statükonun hala İngiltere’den kalma olduğunu söyledi Ekinci, “İngiltere’nin sisteminde onun istemi dışında eklemlenen tek ülke İsrail” diyen Ekinci, ABD’nin Orta Doğu politikasını ise genellikle İsrail üzerinden kurmak istediğine işaret etti. Bu durumun İngiltere’nin yanı sıra Arap ülkelerini de zorladığını söyleyen Ekinci, “ABD, bölgesel güç olarak İsrail’i öne çıkarmak, onu bir ticari ve diplomatik bir merkez yapmak istiyor. Bu da İngiltere için zorlayıcıdır çünkü İngiltere başka devletlerle tarihsel ilişkileri var. İsrail için, İsrail bağımsızlığını İngiltere’den kazandı. İngiltere’ye karşı savaşarak bu bağımsızlığı kazandı. Bu sebeple aralarında birebir çekişme var. Yerel seçimler için konuşmak gerekirse, İşçi Partisi’nin hezimetle çıkma ihtimali var. Kalesi olan kentler dışında ciddi oy kaybı yaşayacağı benziyor. Bu anlamda İngiltere Orta Doğu siyasetine daha çok müdahil olmayabilir ve kendi iç sorunlarıyla ilgilenebilir” diye konuştu.
TÜRKİYE-İNGİLTERE İLİŞKİLERİ
İngiltere’nin Türkiye ile savunma sanayi anlamında her zaman ilişkisinin bulunduğunu belirten Ekinci, bu ilişkilerin İngiltere’nin Brexit sürecinden sonra ekonomik anlamda daha da arttığını kaydetti. İngiltere’nin ABD’nin aksine global güç konumunu bölgelere askeri üs yaparak sağlamadığını söyleyen Ekinci, bunun yerine daha çok istihbarata önem atfettiğini belirtti. Ekinci şunları söyledi: “İngiltere Ortadoğu'daki gücünü daha çok istihbarat tekniklerine borçlu. Bu açıdan yerel güçlerle ya da orta güç olarak nitelendirilen güçlerle iletişim kurma ve onlarla çalışma İngiltere’nin dış politikasında derin yer tutuyor. ‘Global Britain’ dedikleri bir politika var. Bu politikaya göre Birleşik Krallık hala küresel bir güç. Hala çıkarlarına tüm dünyadan korumalıdır. Ancak buna karşın İngiltere siyasetinde şöyle tartışmalar var, ‘Biz artık eski Britanya İmparatorluğu değiliz ve tüm dünyayı kontrol edemeyiz. Bu açıdan yerel güçlerle de daha fazla çalışmamız lazım.’ Türkiye bu anlamda İngiltere’nin önemli ortaklarından bir tanesi. Bunu hem ekonomide hem de savunma sanayinde görebiliriz. İngiltere kamuoyunda Türkiye erişimine karşı bazı soru işaretleri var. Fakat İngiltere ‘kullanışlı aktör’ arıyor. İdeolojik saflıktan ya da bir ülkede demokrasi olmasından çok oradaki rejimin kendi işine gelip gelmeyeceğine bakıyor. Bu açıdan Türkiye onlar için iyi bir müttefik. Özellikle ABD’nin artık Avrupa’nın güvenliğini sağlamayacak oluşu Avrupa’nın kendi göbeğini kendisinin kesmesine sebep olacak. Bu açıdan Türkiye Avrupa’nın güvenlik mimarisi dahil edilecektir. Bunda da İngiltere belli bir rol oynayacaktır.”
Son süreçte İngiltere ya da dünyadaki herhangi bir devletin ABD’yi dengeleme gücü olmadığını söyleyen Ekinci, ancak ABD’nin de her istediğini yapmaya muktedir olmadığının İran savaşıyla ortaya çıktığının altını çizdi.
Ekinci, ABD’nin İran’a büyük zararlar verdiğini ancak tam olarak da istediğini alamadığını belirtti. Aynı şekilde ABD’nin Suriye politikasında da aynı şeyleri deneyimlediğini hatırlatan Ekinci, “ABD’nin Suriye politikasına baktığımızda, Suriye politikasında uzun süre planlamaları ve yatırımları yapan ABD’ydi. Ancak günün sonunda daha çok İngiltere’nin denetimindeki birisi başa geldi. Bu açıdan baktığımızda zamanla bazen karşıtlık bazen işbirliği temelinde ABD ve diğer güçler arasında yeni bir denge oluşacaktır. Fakat bu ne zaman ve hangi şartlarda oluşacak bu belirsiz. Şunu söyleyebiliriz, ABD niyetini çok açık bir şekilde belli ediyor. Orta Doğu’daki sınırların değişimine dair çeşitli şeylere önayak olmak istiyor. Bunun karşısında statükoyu korumak isteyen çeşitli devletler ve aktörler var. Bu kimin ne kadar gücü projekte edebileceği ile alakalı bir mesele olacak” ifadelerini kullandı.
DEVLETLER VE MÜTTEFİK İLİŞKİLERİ
“Yani kim hangi çıkarı için ne kadar ısrarcı olacak, mesele bu çünkü herkes her istediğini alamayacak gibi” diyen Ekinci, Arap monarşistlerin petrol ticaretinde sahip oldukları pay ile dünya siyasetini etkileme şansına sahip olduklarını söyledi. İsrail için ise göründüğü gibi tek kutuplu bir yapıda olmadığını kaydeden Ekinci, “İsrail’i her ne kadar tek bir kutup olarak algılasak da aslında onun içerisinde de farklı görüşler ve eğilimler var. Yani yekpare ele alamayız. Çok farklı aktörler, devlet altı aktörler de var. Sermaye grupları, şirketler gibi. Çok sayıda aktörün dahil olduğu yeni bir Ortadoğu düzeni kurulacak. Bu düzenden kim karlı kim zararlı çıkar bunu şu anda bilemiyoruz. Çünkü kimin kimle müttefik olduğu açık değil. Bugün müttefik olan yarın değişebiliyor. Diğeri de bu güç odaklarının esas gücü ne kadar, kimse bilmiyor. Şimdiye kadar Çin’in müttefiklerini koruyamadığı üzerinden bir tartışma söz konusuydu. Ama örneğin Afrika’daki değerli madenler konuşulurken ya da belli lojistik hatlar konuşulurken kimse Çini dışlayamayacak. İran’ın geleceğini ise bilmiyoruz ama bu konuda ilerleyen süreçte Çin’in de söyleyecek bir sözü olacaktır mutlaka. Aynı şekilde Rusya’nın da belirli yerlerde etkisi söz konusu. Dolayısıyla şu an açık bir şey yok evet ama bir değişim yaşanacak” diye konuştu.
İNGİLTERE-KÜRT İLİŞKİLERİ
Öte yandan bu değişim içerisinde İngiltere’nin Kürtlere dönük yaklaşmanın hâlâ eskisi gibi olduğunu söyleyen Ekinci, İngiltere’nin bölgesel güçlerle çalışmayı ve onları karşısına almamayı öncelik edindiğini ifade etti. İngiltere’nin Kürtlere dönük siyasetinde de bu ilişkilenmenin stratejik olduğunu açıkça belirttiğini vurgulayan Ekinci, “Asıl düşünceleri, Sayın Öcalan yakalandıktan sonra Kürt hareketinin dağılacağını düşünmüşler. Çünkü muadilleri hep böyle olmuş. Fakat dağılmaması ve aksine bir ağa dönüşmesi onlar için bir tartışma konusu olmuş. Bu açıdan Kürt hareketinin tasfiye edilemeyecek bir dinamik olduğunu bilerek yaklaşıyorlar. Ancak devletlerle çalışmak konuşmasında çok açıklar. Bu anlamda devletlerden sağlayacakları çıkarların Kürtlerden sağlayacakları çıkarlardan çok daha fazla olduğunu biliyorlar. Kürtlerin de bu durumda devletlerle çatışmadan antagonize etmeden bir yerde durabilmesi, bu şekilde kendisini temsil etmesi lazım. Kürt diasporasının da bu anlamdaki siyaset önemlidir. İngiltere’de çok sayıda Kürt yaşıyor. Bu Kürtlerin sisteme entegrasyonu, iyi yerlere gelmeleri, ve siyasi partiler içerisinde yükselmeleri ve Kürt temsil yetini arttırmaları önemlidir. Yerel seçimlerde de çok sayıda Kürt aday var. Kürtler Londra’nın bazı bölgelerinde, İngiltere’nin bazı yerlerinde seçimlerin kaderini belirleyecek bir nüfusa ve örgütlülüğe sahipler. Bana doğru kullanmaları, ileride hem ülkedeki müzakereler açısından hem buradaki Kürtlerin konu açısından avantaj sağlar" ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 25 Nisan’da Londra’da gerçekleştirilen Chatham House görüşmelerine katılmasına değinen Ekinci, “Fidan’ın konuşmasıyla Avrupalılara şu anlatılmaya çalışılıyor: ‘Türkiye’deki siyasi elit Avrupa ile çalışmaya gönüllü. Avrupa’da değerlerinden uzaklaşmış değil.’ Hakan Fidan da her ne kadar belirli bir hoşnutsuzluk üretse de aslında bali ile çalışmaya karşı birisi değil ve batı ile güvenlik mimarisi içerisinde yer verilebilir birisi. Yani Türkiye kendi anısına bu şekilde kurarak biraz Avrupa bedenin çekilme sonrası oluşan güvenlik mimarisi boşluğunda yer almaya çalışıyor. İngiltere bu anlamda Türkiye’ye yardım etmeye çalışıyor.. Yapılan resmi ortak açıklamada Türkiye’yle pek çok ortak görüşlere sahip olduklarını söylüyorlar” dedi.
GELECEK BELİRSİZLİKLERLE DOLU
Son olarak Arap elitlerinin İngiltere için önemli figürler olduğunu belirtin Ekinci, Ürdün, Suudi Arabistan'ın geleceğinde hem kültürel hem de siyasi etkileri olduğunu söyledi. Ekinci, “İsrail’in zaman zaman yayılmacılığa varan niyetleri Arap devletlerini İngiltere’ye daha fazla yakınlaşmaya zorluyor. İngiltere’ye daha fazla yakınlaşarak statükoyu koruyabileceklerini düşünüyorlar. Örneğin Suudi Arabistan’ın Suriye’de Ahmed Eş Şara rejimi ile yakın ilişki kurması bundan kaynaklıdır. Aslında kendini korumaya çalışıyor. Çünkü İsrail Somali Land’i tanıdıktan sonra ‘yaratıcı yıkım’ teorisine göre burada bölünmesi gereken devletler arasında Somali, Suudi Arabistan vardı. Yani Amerika bölgede çok güçlü devletler görmek istemiyor. Bunun yanı sıra müttefiklerinin de ABD çıkarına çalışmasını istiyor. Yani orta güç düzeyinde bile kimseyi istemiyor. Örneğin Suudi Arabistan’a satacakları F35’leri konuşurken bile, ‘Bunlar İsrail’in F35’leri kadar güçlü olmayacaklar’ diyebiliyorlar. Bu da ABD’nin mimariyi İsrail üzerinden kurmaya çalıştığının açık kanıtı. Arap devletleri de statükoya koruyabilecekleri yollar arıyorlar. Bu açıdan da ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Kürtler açısından ise, gelecek Kürtlere ne getirir sorusuna cevap zor. Kürtler stratejik hata yapmamalarına ve çok maksimal taleplerde bulunmamalarına rağmen çok defa zor durumlarda kaldılar. Buna sebep ise uluslararası güçlerin asker lazım olduğunda Kürtlerle çalışmak isteyip müzakere masası söz konusu olduğunda Kürtleri dışlaması, bölge devletlerinin ise hiçbir zaman Kürtleri kabul etmemesidir. Bu açıdan Kürt hareketi şuna inanıyor, çözebilirsek bu sorunu öncelikle bölge devletleri ile çözebiliriz. Ancak çözemeyecek uluslararası güçlerle beraber çalışmaya da karşı değiliz. Kürt hareketi bu anlamda bir esneklik bırakıyor” diye konuştu.
MA / Ceylan Şahinli