KHK’li Tüzün: ‘Çerçeve yasa’ demokratikleşme perspektifi taşımalı

Paylaş:
ÊLIH - KHK ile ihraç edilen SES Êlih Şube Eşbaşkanı Cihan Tüzün, Meclis’e gelmesi beklenen yasal düzenlemelerin “demokratikleşme perspektifi” taşıması gerektiğini belirterek, “KHK’lilerin talepleri yalnızca işe dönüşle sınırlı değil. Önce demokratik bir cumhuriyetin inşa edilmesi gerekiyor” dedi. 
 
15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe kalkışmasının ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinde yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) on binlerce kamu emekçisi görevlerinden ihraç edildi. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı sendikalar, bu süreçten en fazla etkilenen yapılar arasında yer aldı. KHK’lerle işlerinden edilen kamu emekçilerinin hak mücadelesi ise yıllardır sürüyor.
 
 
689 sayılı KHK ile ihraç edilen Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Êlih Şube Eşbaşkanı Cihan Tüzün, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yürütülen tartışmalar ve kendi durumlarına dair değerlendirmelerde bulundu.
 
MUHALİFLERİ TASFİYE ETME ARACI 
 
15 Temmuz’dan sonra devletin muhalif kesimleri hedef alacağını öngördüklerini söyleyen Tüzün, “Darbe girişimi sonrasında ilk ihraçlar 2016’nın Ekim ayında başladı. Bunun geleceğini biliyorduk. Devlet, darbe girişimini muhalif kamu emekçilerini tasfiye etmenin gerekçesi haline getirdi” dedi. KHK ile ihraç edilen emekçilerin yalnızca işlerinden edilmediğini, çalışma yaşamının tamamen dışına itildiğine dikkat çeken Tüzün, öğretmenlerin diplomalarının dahi geçersiz sayıldığını, sağlık emekçilerinin kamu ve özel sektörde çalışmalarının fiilen engellendiğini hatırlattı. 
 
30’UN ÜZERİNDE KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ 
 
Bu nedenle birçok kişinin ağır ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Tüzün, “Bugüne kadar 30’un üzerinde arkadaşımız ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaşamını yitirdi. İnşaatlarda çalışırken hayatını kaybedenler oldu, geçim sıkıntısına bağlı kalp krizi geçiren arkadaşlarımız oldu. İnsanlar hiçbir yargılama olmadan bir gecede yayımlanan listelerle işlerinden edildi” dedi. 
 
10 EKİM VURGUSU
 
KESK’in geçmişten bugüne ağır bedeller ödediğini belirten Tüzün, “Bugün KESK bünyesinde 152 arkadaşımızı yitirmiş durumdayız. Aralarında faili meçhullerde katledilenler, sürgünde yaşamını yitirenler ve 10 Ekim’de barış, emek ve demokrasi mücadelesi verirken katledilen arkadaşlarımız var. Muhalif olduğunuz sürece devlet sizi hedef olarak görüyor” diye belirtti. 
 
DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yürütülen tartışmaların demokratikleşmeyle sonuçlanması gerektiğinin altını çizen Tüzün, bunun ön koşulunun düşünce ve ifade özgürlüğü üzerindeki engellerin kaldırılması olduğunu dile getirdi. Tüzün, “Bugün hala onlarca arkadaşımız yıllar önce ifade ettiği düşünceleri nedeniyle cezaevinde, sürgünde ya da işinden edilmiş durumda. Sadece KHK ile değil, kurumların kendi disiplin mekanizmaları üzerinden de sendikal faaliyet yürüten emekçiler ihraç edilmeye devam ediyor. Bu yönelim sona ermek zorunda. Eğer bu ülkeye demokrasi ve barış gelecekse, önce düşünce ve ifade özgürlüğü güvence altına alınmalıdır” ifadelerini kullandı. 
 
KHK SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ 
 
Bugün Meclis’e gelmesi beklenen yasala düzenlemelerin “demokratikleşme perspektifi” taşıması gerektiğini belirten Tüzün, şöyle devam etti: “Antidemokratik uygulamalar devam ettiği sürece KHK’lilerin kalıcı olarak görevlerine dönebileceğine inanmıyorum. Bugün sizi iade eden anlayış, yarın aynı yöntemle yeniden ihraç edebilir. Bu nedenle önce demokratik bir cumhuriyetin inşa edilmesi gerekiyor. Sendikacılar olarak biat etmedik, etmeyeceğiz. Yanlış kimden gelirse gelsin karşısında duracağız. Çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için 30 yılı aşkın süredir mücadele ediyoruz ve bu mücadeleyi sürdüreceğiz. KHK’lilerin talepleri yalnızca işe dönüşle sınırlı değildir. Talep, kalıcı çözümün demokratikleşme, sendikal özgürlüklerin güvence altına alınması ve düşünce ile ifade özgürlüğü üzerindeki tüm engellerin kaldırılmasıdır.”