TJA aktivisti Çimen Fidan: Demokratik ulusla kadınların statüleri somutlaşır

Paylaş:

ŞIRNEX - İki ay önce başlatılan “Şimdi Kadın Zamanı” kampanyasıyla hedeflerinin özgürlük olduğunu belirten TJA aktivisti Çimen Fidan, “Demokratik ulus ile kadınların statüleri somutlaşır ve mücadeleleri sonuç alır. Sayın Abdullah Öcalan’ın felsefesi, kadınlar için özgür bir yaşamdır” dedi. 

Komalên Jinên Kürdistan (KJK), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve Newroz’a giderken başlattığı “Şimdi Kadın Zamanı” kampanyası devam ediyor. Bir yıl sürecek kampanyanın üzerinden iki ay geçerken, gerçekleştirilen eylem ve etkinliklerin ana noktalarından biri Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü oluyor. 
 
Kampanya kapsamında geçen iki aylık süreci, kampanyaya neden ihtiyaç duyulduğu ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün neden önemli olduğunu Özgür Kadın Hareketi'nden (Tevgera Jinên Azad-TJA) Çimen Fidan ile konuştuk.
 
jin Jiyan Azadî ile Kadın Devrimine Yürüyoruz” şiarıyla yürütülen kampanyanın 8 Mart’ta sonlandırılmasıyla birlikte “Şimdi Kadın Zamanı” kampanyası başlatıldı. Kampanyanın hemen ardından neden yeni bir kampanya başlatıldı?
 
jin Jiyan Azadî ile Kadın Devrimine Yürüyoruz” kampanyası kapsamında önemli çalışmalar yapıldı. 8 Mart’ta “Şimdi Kadın Zamanı” kampanyasının startı verildi. Kadın hareketi, uzun yıllardır erkek şiddeti ve katliamlara karşı özgür eş yaşam ve toplumun özgürlüğü için bir direniş içerisinde. Bu direnişte büyük bedeller verildi ve verilmeye de devam ediliyor. Kadın katliamları artık bir soykırım derecesine vardı. ‘Şimdi Kadın Zamanı’ kampanyası, kadın katliamlarına, şiddete, kimliksizleştirmeye tahammülün kalmadığının ilanıdır. Kadınlar kendi özgürlüğüyle birlikte topyekun toplumun özgürlüğünü de getirecektir. 
 
Toplum içinde bir sözleşme yaratılmalı. Her kimlik, renk, inanç ile birbirini kabul eden bir toplum olmalı. Demokratik Ulus ile kadınların statüleri somutlaşır ve mücadeleleri sonuç alır.
 
Kampanya başlatılırken, “Halkların, kadınların özgürlüğünü kalıcı statüye kavuşturacak stratejik bir hamle” olarak tanımlandı. Halkların, kadınların özgürlüğü kalıcı statüye nasıl kavuşur? Bunun için bu kampanya kapsamında bugüne kadar neler yapıldı, yapılıyor? 
 
Kadınların kimliğini hedef alana zihniyet ile topyekun toplumu hedef alan zihniyet aynı zihniyet. Kadınlar üzerinde köle bir yaşamı farz kılmak, bununla birlikte kendilerine bağlı bir zihniyet oluşturmak istiyorlar. Buna karşı örgütlülüğün büyütülmesi gerekiyor. Kadınlar örgütlülüklerini büyütmeli ve bununla bağlantılı olarak her alanda toplumun örgütlülüğü büyütülmeli. Bu sağlanırsa köleciliği dayatan zihniyetle mücadele mümkün olur. Hukuki anlamda somut adımların atılması gerek. Kadınların ve halkların kimliklerinin tanınması, soykırımcı zihniyetlere karşı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerek. En çok kadınlar, çocuklar katlediliyor; tecavüz ve tacize maruz bırakılıyor. Bu ise, cezasızlıktan besleniyor. Çünkü cezasızlık faillere cesaret veriyor. Hukuki anlamda atılacak adımlar statü açısından önemlidir. Toplum içinde bir sözleşme yaratılmalı. Toplum her kimlik, renk, inanç ile bir birini kabul eden bir toplum olmalı. Burada milliyetçi devlet zihniyetine karşı Demokratik Ulus’u inşa etmek gerek. Demokratik Ulus ile kadınların statüleri somutlaşır ve mücadeleleri sonuç alır. ‘Şimdi Kadın Zamanı’ kampanyası kapsamında sokak sokak, köy köy, mahalle mahalle çalışmalar yaptık, yapıyoruz. Toplum içinde bir inşa olmadan, yaşamsal komünler olmadan ‘kampanya amacına ulaşır’ diyemeyiz. Başta kadınlar olarak örgütlüğü büyütmek her zaman hedefimiz. Daha öncede bir çok kampanya yapıldı ancak kadın kırımını, katliamlarını durduramadık. Hiçbir evde örgütlü olmayan bir kadın kalmamalı. Bunun için örgütlenme seferberliği ilan ettik ve bunun çalışmalarını yaptık. Bununla bağlantılı olarak bir dizi eylem yaptık. 8 Mart’ta start verdik. Yapılacak en önemli çalışmalardan biri dönüştürme ve değiştirmek. Sadece kadınları değil, herkesi değiştirip, dönüştürmek gerek. Bu sadece 8 Mart ile sınırlı kalacak bir mesele değil. Bunun için yılın her günü çalışmalar yapılmalı. Bu kapsamda detaylı bir planlamayı gündemimize aldık. 
 
Kampanyanın amacının Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü sağlama, “umut hakkı”nın uygulanmasıyla önündeki engelleri kaldırmak olduğu belirtildi. Kadınlar, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için daha önce de birçok eylem ve etkinlik gerçekleştirdi. En son TJA öncülüğünde Gemlik’e bir yürüyüş gerçekleştirildi. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü kadınlar için neden bu kadar önemli? 
 
Sayın Abdullah Öcalan, Kürt halkı ve halklar için 50 yılı aşkın süredir eşi benzeri olmayan bir mücadele yürütüyor. 27 yıldır Sayın Öcalan’a ağırlaştırılmış bir tecrit uygulanıyor. Sayın Öcalan, 50 yılı aşkın mücadele sürecinde en çok önem verdiği, üzerinden durduğu konuların başında kadınların özgürlüğü geliyor. Kadınların ve halkların önüne koyduğu felsefe; kadınlar için özgür bir yaşamdır. Onun felsefesi her zaman kadın mücadelesine güç vermiştir. Sayın Öcalan toplumun özgürlüğünü kadınların özgürlüğü ile bağlıyor. Aynı zamanda devrim, kadın özgürlüğü ile bağlantılı. Bununla bağlantılı olarak kadınlar da kendi özgürlüğünü Önder Apo’nun özgürlüğünden görüyor. Kadınların Önder Apo ile bağlılığı körü-körüne bir bağlılık değil. Önder Apo’nun paradigması kadınlara, topluma, halklara nefes veriyor. Önder Apo, ‘Kadınların özgürlüğü toplumun özgürlüğünü, halkların özgürlüğünü beraberinde getirecek’ diyor. Kadın hareketi olarak, ‘özgürlüğümüz Önder Apo’nun özgürlüğü ile bağlantılı’ diyoruz. Önder Apo fiziken özgür olmalı. Kadınlar Önder Apo ile görüşebilmeli. Sadece kadınlar değil, bütün demokratik kitle örgütlerinin Önder Apo ile görüşerek, Önder Apo’nun fikir ve düşüncelerini toplumla paylaşmalı. Bunun için nasıl ‘Şimdi Kadın Zamanı’ diyorsak, ‘Şimdi Önder Apo’nun özgürlüğü zamanı’ diyoruz. Gemlik Yürüyüşü, ‘Biz Önder Apo’ya gidiyoruz’ mesajı verdi. Kadınlar, fiziki olarak aralarında olması gerektiği mesajını vererek, Önder Apo ile görüşmek istediklerini belirti. Bu yönde çalışmalara devam edecek. 
 
Kadınların bu kapsamda yürüttüğü mücadele sizce yeterli mi? Bu mücadele daha fazla nasıl büyütülebilir? 
 
27 Şubat 2025 tarihinde Önder Apo Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yaptı. Bu çağrıyla birlikte kadınlar ‘sürecin öncülüğünü yapacağız’ dedi. O günden bu yana da birçok çalışmaya öncülük edildi. Kadınlar hem özgün çalışmalara öncülük etti hem de genel yapılan çalışmalarda yer alarak öncülük yaptılar. Ancak bu yapılan çalışmalar yeterli mi? Hayır değil. Eğer bugün cezaevleri boşaltılmadıysa yapılan çalışmaların amacına ulaşmadığını, büyütülmesi gerektiğin gösterir. Kürt gençleri büyük bedeller verdiler ve eğer bugün demokratik siyasetin içinde değillerse bu çalışmaların yeterli olmadığını gösterir. Şimdi Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü konuşuyorsak ve Önder Apo aramızda değilse bu çalışmaların yeterli olmadığını gösterir. 7’den 70’e bir kişi bile örgütsüz ise bu kadınların mücadeleyi büyütmesi için yeterli bir gerekçedir. Kadınlar inşaya öncülük edecek. Kadınların, toplumun ve Önder Apo’nun özgürlüğü için daha kapsamlı bir mücadele ağını önümüze koyacağız. Eksik ve yetersizlikleri pratikte, öz eleştiriyle birlikte hayata geçireceğiz. 
 
Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü, Kürt kadınları öncülüğünde nasıl evrenselleşebilir? 
 
Dünyada Önder Apo’nu mücadelesini duymayan, özgürlük felsefesinin ulaşmadığı bir yer kalmadı. Önder Apo’nun felsefesinin bir ayağı bu noktada oturtulmuştur. Sadece Kürt halkı için değil, tüm halklar için mücadele ediyor bunun için özgürlüğü sadece Kürt halkını ve kadınları değil bütün halkları ilgilendiriyor. Önder Apo bütün halklar için bir felsefe ortaya koyuyor. Çalışmalar Kürt kadınlar öncülüğünde yürütülüyor ancak tüm halkları ve kadınları bu mücadeleye katmadan istediğimiz amaca ulaşamayız. Kürt kadınlarının omuzunda bu mücadeleyi dünyaya yayma sorumluluğu var.
 
Kadınlar bugüne kadar büyük bedeller verdi. Artık zaman kadınların, Kürtlerin statüsü, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün zamanı. Bunun için 7’den 70’e herkes bu hamlede yerini almalı. Borcumuzu ancak bu şekilde verebiliriz.
 
Hem kadın katliamlarına “dur” diyecek hem kadınların her alanda söz sahibi olacağı bir ortamı sağlayacak hem de Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü sağlayacak olan nedir? Nasıl bir mücadeleye ihtiyaç var? Bu yönlü özellikle kadınlara çağrınız nedir?
 
Bundan öncede bazı hamleler yapıldı, büyük direnişler ve bedeller verildi ancak ‘istenilen amaca ulaştık’ diyemeyiz. Bugün kadınlar katlediliyor, doğa talan ediliyor, halklar soykırım kıskancında, Ortadoğu yangın yeri. Böyle bir tabloda en çok kadınlar zarar görüyor. Bununla bağlantılı olarak Önder Apo’nun başlattığı süreçle paralel başlattığımız kampanyanın sonuç alması gerek. Halklar, kimlikler, dinler arasında bir fark yok. Bütün halklar birlikte yaşayabilir. Rojava’da bu deneyimlendi, deneyimleniyor. Rojava Devrimi bir kadın devrimi oldu. Halkların bir arada yaşamasını istemeyenler bu devrimi hedef aldı. Kadınların büyük bedellerle yarattığı ‘Jin, jiyan, azadî’ felsefesi hedef alındı. Halklar arasından bir savaş çıkarmak istediler ancak bunun önünü Önder Apo’nun felsefesi aldı. Dünyanın dört bir yanında yaşanan krizlerin, savaşların ve anlaşmazlıkların önünü bu paradigma ile alabiliriz. Bütün kadınların bunun bir parçası olması gerek. Kadınlar arasında bir ayrım yok. Paradigmanın hedef alınması aynı zamanda bütün kadınların hedef alınması anlamına geliyor. Buna karşı kadınların birliği son derece elzem. Kadınların birliği, Kürt halkının ulusal birliğinin öncülüğünü de yapacak.  Milliyetçi, şovenist erkek aklına karşı demokratik toplumu inşa edeceğiz. Bütün kadınlar bu sürecin bir parçası olmalı. Kadınlar bugüne kadar büyük bedeller verdi. Özgürlük yakın. Artık zaman kadınların, Kürtlerin statüsü zamanı. Zaman Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün zamanı. Bunun için 7’den 70’e herkes bu hamlede yerini almalı. İnsanlığa ve Önder Apo’ya olan borcumuzu ancak bu şekilde verebiliriz.
 
 
 
 
 
MA /Rukiye Payiz Adıgüzel - Emrullah Acar