RIHA - Suriye'de, "çerçeve yasa" tartışmalarının yakından takip edildiğini belirten gazeteci Doğan Cihan, “Tarihi sürecin olumlu anlamda ilerlemesi burada var olan engellerin aşılmasına, ikinci aşamaya geçilmesine katkı sunar” dedi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında gözlerin çevrildiği "çerçeve yasa" taslağının, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" adıyla Meclis Başkanlığı'na sunulması bekleniyor. Söz konusu yasal düzenlemenin sadece Türkiye için değil tüm Ortadoğu’ya yansımalarının olması beklenirken, özellikle Kürdistan topraklarının içinde olduğu Irak, İran ve Suriye’de de değişimlere kapıyı aralayacak çözüme dair gelişmeler ilgiyle takip ediliyor.
Bölgesel gelişmeleri yakından takip eden gazeteci Doğan Cihan, yasa taslağının Suriye’ye olası etkileri üzerine konuştu.
29 OCAK ANLAŞMASI
Suriye Geçiş Dönemi Hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri (QSD) arasında 29 Ocak’ta imzalanan anlaşmayı hatırlatan Cihan, “Bu anlaşma kapsamında 7 aydır bölgede askeri-güvenlik, idari ve diğer birçok konuda Rojava ile Şam arasında görüşmeler gerçekleştiriliyor ve adımlar atılıyor. Aslında bu 7 aylık süre zarfında birçok kez anlaşmanın uygulanması için atılması öngörülen adımların atılmadığına, geciktirildiğine tanıklık ettik. Anlaşmazlıklar, ağır aksak durumlar, sahada gerilimler bu 7 aylık süreç içerisinde sık sık tanıklık ettiğimiz durumlar oldu” dedi.
TÜRKİYE’NİN ETKİSİ
Türkiye’nin özellikle Suriye’de hem siyasi hem askeri hem de ekonomik anlamda Ahmed Şara üzerinde etkili olduğunu dile getiren Cihan, “Türkiye, Kürt sorununu tarihsel olarak kendi iç meselesi görmekten öte diğer parçaları ve onun bağlı olduğu ülkeleri de kendi politikaları temelinde domine etmeye çalışıyor. Bu domine etme hali özellikle AKP döneminde daha görünür bir hal aldı. 2018’de Türkiye ve ona bağlı SMO gruplarının Efrîn’le başlayıp, Serêkaniyê, Girê Spî ile devam eden ve günümüze dek gelen askeri faaliyetleri, Türkiye’nin Suriye’deki politikasını esas itibariyle anlatıyor. Bu nedenle her ne kadar 29 Ocak anlaşması Suriye Geçiş Dönem Hükümeti ile QSD arasında imzalanmış olsa da görünmeyen olarak Türkiye’de bir taraf olarak anlaşmaya dahil oldu. Türkiye, hükümet ve Şara üzerindeki etkisini anlaşmanın uygulanma noktasında hassasiyetlerinden tutalım, politikalarının göz önünde bulundurulması noktasına kadar 29 Ocak anlaşmasına dahli oldu” diye konuştu.
ÇÖZÜM ROJAVA’YA YANSIR
Türkiye’de Kürt sorununun çözümüne ilişkin atılacak olan her adımın Suriye ve Rojava içinde önemli olduğunu kaydeden Cihan, “29 Ocak anlaşmasının uygulanmasında tıkanma yaşandığı dönemler, Türkiye’deki süreçte de tıkanmalar yaşandı. Adeta iç içe yürüyen bir süreç yaşandı. Örnek olarak, bölge müdürlüklerinin atanması uzun bir süre bekledi, Şam tarafından atamalar onaylanmıyordu. Türkiye’de çerçeve yasanın Meclis’e gelmesi tartışılmaya başlandığı gibi bölge müdürlüklerinin atanması onaylandı. Daha birçok atama ve adımlar Türkiye’de süren süreç ile birlikte yürüdü” ifadelerini kullandı.
Kürt sorununun çözümü için Türkiye’de çıkarılacak olan yasanın Suriye ve Rojava’da olumlu karşılandığını vurgulayan Cihan, hem siyasetçiler hem de halkta sürecin destek bulduğunu belirterek,“29 Ocak anlaşmasının uygulanmasının tamamlanmasının ardından başlaması beklenen Anayasa yapım sürecine Kürtlerin dahil olması için Türkiye’deki durumun olumlu anlamda ilerlemesi lazım. Suriye’de başlayacak olan siyasi yeni bir sürecin önünü açacağı ifade ediliyor. Türkiye’de çıkarılan yasa, Suriye’deki mevcut yaşanan sorunların ve tıkanıklıkların da önünü açmaya aday bir gelişme olarak görülüyor. Türkiye’nin Suriye üzerindeki etkisi biliniyor ve bu etkinin mevcut yasa ile olumlu anlamda bir değişim yaratacağı varsayılıyor. Türkiye’deki süreç buradan da ilk gündem olarak yakından takip ediliyor” şeklinde konuştu.
‘SURİYE’DEKİ SÜREÇ HIZLA İLERLER’
Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşayan halkında Türkiye’de gelişen süreci önemsediğini ve yakından takip ettiğine dikkat çeken Cihan, şöyle devam etti: “Bu tarihi sürecin olumlu anlamda ilerlemesi buradaki engellerin aşılmasına, 29 Ocak anlaşmasının uygulanmasında kalan son adımların da atılıp, ikinci aşamaya geçilmesine katkı sunar. Yine Nisêbîn-Qamişlo sınır kapısının önemi biliniyor. Bu kapı hem ekonomik olarak hem de yıllardır aile, akrabalarını göremeyen toplum için çok önemli. Herkes biliyor ki bu kapının açılması, siyasi süreç ile bağlantılı. Bu anlamda insanlar sürecin gelişmesini hem destekliyor hem de sürecin ilerlemesi insanları mutlu ediyor.”
MA / Ömer Akın