Fail de mekan da değişmiyor: Çözüm güvenli kadın kentleri DOSYA

Paylaş:

HABER MERKEZİ -  Türkiye kadına yönelik şiddette "kırmızı" kategoride yer alırken, verilerde dijital şiddet dikkat çekiyor."Özel ağlara" düşürülenlerden başvuru aldıklarını aktaran Rosa Kadın Derneği Yöneticisi Dicle Sayyiğit, çözümün "güvenli kadın kentleri" olduğunu söyledi. 

Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, dünya genelinde her 3 kadından 1'i ya fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalıyor. Psikolojik, ekonomik ve dijital şiddetin de eklenmesiyle bu oranın daha da fazla olduğu tahmin ediliyor. 
 
Türkiye de kadına yönelik şiddet oranının en yüksek olduğu ülkelerden. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) raporunda, Türkiye'de yüzde 38'lik oranla "kırmızı" kategoride yer alıyor. Çoğu zaman fark edilmeyen ya da normalleştirilen bu tabloya dair birçok gerekçe üretilse de kadın örgütlerine göre, iktidarın yürüttüğü politikalar şiddetin devam etmesi ve artmasının temel nedenlerin başında geliyor.  
 
Her gün kadınların katledildiği Türkiye’de, resmi veriler dahi kadına yönelik şiddetin boyutunu ortaya koyuyor.
 
FAİL EN YAKININDAKİ ERKEK 
 
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 18 Kasım 2024-31 Ocak 2025 verilerine göre, yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete uğramış kadınların oranı yüzde 12,8. Bu kadınların yüzde 28,2'si psikolojik, yüzde 18,3'ü ekonomik, yüzde 12,8'i ise fiziksel şiddete uğradı. Rapordaki detaylar şöyle: 
 
* Evli oldukları erkeklerden ayrılan kadınların yüzde 62,1'i psikolojik, yüzde 42,5'i ekonomik, yüzde 41,5'i ise fiziksel şiddete maruz kalırken; evli kadınların yüzde 26,4'ü psikolojik, yüzde 19,9'u ekonomik, yüzde 11,6'sı ise fiziksel şiddete maruz kaldı. 
 
* Israrlı takipte ilk sırayı yüzde 39,6 ile yabancı biri alırken, ikinci sırayı yüzde 32,1 ile eş/eski eş/birlikte olduğu kişi aldı.
 
GENÇ KADINLAR DİJİTAL ŞİDDETE MARUZ KALIYOR
 
* Kadınların yüzde 62,3 dijital şiddette yabancı biri tarafından maruz kalırken, kadınların yüzde 15,7’si de yakınlarında bulunan (eş/eski eş/birlikte olduğu kişi) erkekler tarafından maruz kaldı. 
 
* Dijital şiddet en çok yüzde 7,3 ile 15-24 yaş grubundakiler kadınlarda görüldü. Bu yaş grubunu sırasıyla yüzde 4,1 ile 25-34 yaş grubundaki; yüzde 3,2 ile 35-44 yaş grubundaki kadınlar izledi.
 
ŞİDDETİN MERKEZİ: EV 
 
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) tarafından yürütülen "Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı” verileri de kadına yönelik şiddetin arttığını ortaya koyuyor. TKDF’nin verilerine göre 1 Ocak 2025-1 Ocak 2026 tarihleri arasında toplam 4 bin 177 çağrı alındı. 
 
* 2025 yılı içerisinde “Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı”na ihbarı gelen ve yeni kayıt açılan toplam 895 şiddet vakasının 585'i ev içi şiddet ihbarı olurken, bunların 371'i kadınların evli olduğu erkekler tarafından gördüğü şiddet oldu. 
 
* 245 çağrı sığınma evi talebinde bulundu. 
 
* 650 çağrıya hukuki bilgilendirme yapılırken, 321 çağrı karakola, 174 çağrı ise barolara yönlendirildi.
 
* Gelen aramaların yüzde 92’si kadınlar tarafından yapılırken, ihbarların yüzde 40,76’sı psikolojik, yüzde 34,87’si fiziksel şiddetten oluştu. 
 
* Bu şiddet türlerinin dışında gelen çağrıların yüzde 9,03'ü sosyal şiddet, yüzde 7,04'ü cinsel şiddet ve yüzde 8,30’u ekonomik şiddeti ihbar eden çağrılar oldu. 
 
* 2025 yılında, kadınların evli oldukları erkekler yüzde 45,5 ile saldırganlar içerisinde en geniş grubu oluşturdu. 
 
8 KADIN 'KORUMA' KARARINA RAĞMEN KATLEDİLDİ
 
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) tarafından yayımlanan 2026 yılı 6 aylık raporunda, katledilen 150 kadının 8’inin yani yüzde 5’inin 6284 sayılı kanun kapsamında koruma kararı altında katledildiği bilgisi yer aldı. 
 
 
DİCLE SAYYİĞİT: ŞİDDET DİLDE BAŞLAR
 
Rosa Kadın Derneği, Amed'de kadına yönelik toplumsal, siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik, cinsel, psikolojik her türlü şiddetle mücadele eden kurumlardan biri. Derneğin yönetiminde yer alan Dicle Sayyiğit'e göre şiddet "dilde" başlıyor. 
 
Kadına yönelik şiddetin çok boyutlu bir hale geldiğini söyleyen Dicle Sayyiğit, "Şiddet dilde başlar. 'Bunu söyledim, bunda ne var, bu kadar abartılacak ne var...' Dilde şaka olarak başlayan espri, terk edilmede ya da anlaşamadığı zaman cinsel şiddete dönüşebiliyor. İnsanlar bu aradaki bağı çok net kuramıyorlar. Ama bunun düşüncede üretildiğini, bilgi olarak işlendiğini, normalleştiğini ve yaygınlaştığını bilmeliyiz. Buna itiraz etmek durumundayız" dedi. 
 
‘VERİLER GERÇEĞİ YANSITMIYOR’
 
Dicle Sayyiğit, en çok fiziki şiddet ve tecavüze dair başvurular olduğunu aktardı. Bu yılın ilk 6 ayında kendilerine 42’nin üzerinde başvuru yapıldığı bilgisini paylaşan Dicle Sayyiğit, gerçekte yaşananların söz konusu sayının çok çok üstünde olduğuna işaret etti. Dicle Sayyiğit, "Çünkü kadınlar, başvurucu mekanizmalarının da bu şiddetin bir parçasına dönüştüğü kaygısıyla hukuki gözlem sürecini talep etmiyorlar. Sığınma evi taleplerinde karakola gitmeleri gerektiği söylediğinde bir direnç geliştiriyorlar. Çünkü muhtemelen onlarca kez karakola, savcıya, mülki idare amirlere, kolluğa başvuru yapılmış ama dönüş alınamamış. Ya ikna edilmişler ya da evlerine gönderilmişler. O yüzden bize gelen sahadaki gerçekliği çok yansıtmıyor. Özel savaşın, sistemin kurduğu bir ağın içinde olan başvurucularımız var. Bu başvurucular bu verdiğim sayıya dahil değiller. Çünkü kaygı, korku ve güvenlik nedeniyle hukuki başvuru talepleri yok. Herhangi bir kurumda isimlerinin kayıtlara geçmesini istemiyorlar. ‘Orada da beni bulurlar’ kaygısıyla sadece aktarım yapan yüzlerce kadın var" dedi. 
 
'ÖZEL AĞLAR' DEVREDE
 
Derneklerine yapılan başvurularda "özel ağlara" düşürülen kadınların da olduğunu dile getiren Dicle Sayyiğit, şunları söyledi: "Özellikle 90'larda köyleri boşaltılıp yakılan, oradan Bağlar’a, Sur’a, Sur’dan şimdi Oğlaklı’ya gidenler hedef alınıyor. Hedef alınan kitle politik ailelerin çocukları. Özelde kız çocuklara ve kadınlara ciddi bir yönelim var. Bunu nasıl nasıl yapıyorlar? Bazen bir dernekten gelen dayanışma ekipleriyle, bazen resmi kurumlar ya da kamu görevlileri aracılığıyla, bazen de bir komşusunun 'ben şuradan şu yardımı alıyorum sen de gelsene' üzerinden oluyor. Bunun içinde kamu görevlileri, kolluk çıkıyor. Gerekli destekleri sunabileceğinizi söyleseniz de ailesine, çocuğuna verebilecek bir zarardan dolayı kayda da girmek istemiyorlar."
 
‘YENİ BİR SİSTEM ÖRGÜTLEMEK GEREKİYOR’
 
Kadına yönelik şiddetle mücadelede kamu kurumlarının yetersiz yaklaşımlarının kadın kurum ve örgütlerini de çalışamaz hale getirdiğini söyleyen Dicle Sayyiğit, "Adalete erişim engellendikçe bize olan başvurular çok fazla artıyor. Bu hal ne getiriyor; 10 başvuran 100 oluyor. Seni işleyemez, çalışamaz, yetişemez hale getirmek istiyor" diye kaydetti. 
 
Kadına yönelik şiddetle mücadelenin "bir arada durmakla" mümkün olacağını ifade eden Dicle Sayyiğit, “Bu başvurular bize yaşamın her alanında ciddi bir öz savunma ihtiyacını gösteriyor. Çünkü sistem kadınları korumuyor. Topyekûn yeni bir sistem örgütlemek gerekiyor. Güvenli kadın kentleri inşa etmek zorundayız. O yüzden bu alanda sivil topluma, yasa koyuculara, bakanlıklara görev düşüyor. Mücadele alanını genişletmeliyiz" şeklinde konuştu. 
 
YARIN: Kadına şiddetin yargı boyutu 
 
MA / Berivan Altan