ESKİŞEHİR - Gözaltında maruz kaldıkları ihlalleri anlatan gençler, iktidarın gençliğin gücünden korktuğunu belirtti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) dönük 19 Mart’ta başlatılan soruşturma kapsamında yüzlerce kişinin gözaltına alınması ve aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 48 kişinin tutuklanmasına karşı protestolar devam ediyor. İçişleri Bakanlığı’nın dün açıkladığı son verilere göre, ülke genelinde bin 879 kişi gözaltına alındı.
Eskişehir’de 22 Mart’ta gerçekleştirilen ev baskınlarında 14 genç, protestolara katıldıkları gerekçesiyle gözaltın alındı. 4 günlük gözaltı süresinin ardından sevk edildikleri mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan gençler, emniyette yaşadıklarını anlattı.
‘İŞKENCE SOKAKTA BAŞLADI’
Sokağa taşınan işkencenin yakın mesafeden biber gazı ve plastik merminin sıkılmasıyla başladığını belirten Tevfik Derviş Sakallı, “Emniyette, avukatla görüşme ve yeme-içme gibi haklardan zorla yararlanabildik. Sürekli tehdit ederek, terbiye etme çabası söz konusuydu. Hijyenik olmayan bir ortamda tutulduk. Asla temizlenmemiş tuvaletler. Hastaneye götürülme süreçlerinde ters kelepçesi işkencesi, doktor muayenesi sonrası darp yaşadıklarımızdan bazılarıydı” diyerek, emniyette maruz kaldıklarını anlattı. Gençlerin öncülük ettiği eylemlere dönük saldırılara dikkati çeken Sakallı, “Korkuyorlar çünkü gençlik, toplumun en dinamik kesimidir. Devletin en üst mertebelerindekiler de kolluk da bunun farkında” diye belirtti.
‘PED TALEBİ ENGELLENMEYE ÇALIŞILDI’
Gözaltında uzun bir süre avukatlarıyla görüştürülmediklerini söyleyen Ceren Leventoğlu, “Regl olan kadın arkadaşlarımızın hijyenik ped talebi engellenmeye çalışıldı. Tek kişilik nezarethaneye üçer kişi koyulduk. Birçoğumuz yerlerde yatmak zorunda kaldı. Aramızda hastalanan, fenalaşanlar, ambulansla hastaneye kaldırılanlar oldu. Ambulansın gelişi de polisler tarafından engellenmeye çalışıldı. Direnerek haklarımızı alabildik, polisler bir işkence yöntemi olarak her şeyi geciktirdiler. Hijyenik olmayan koşullar nedeniyle birçok kadın enfeksiyon kaptı” ifadelerini kullandı.
‘ÇÖZÜM SANDIKTA DEĞİL SOKAKTA’
Ev baskınlarıyla kriminalize edilmeye çalışıldıklarını dile getiren İbrahim Demiryürek, şöyle devam etti: “Psikolojik olarak bir yıpratma savaşı veriliyor. 4 günlük nezaret süresince mide bulandıran kirli battaniyelerle havasız hücrelerde beton üzerinde uyumak zorunda bırakıldık. Açlık grevindeki arkadaşlarımız için avukatların getirdiği şeker ve su verilmedi. Kolluk her gün gittiğimiz sağlık kontrolü dönüşünde bir arkadaşımızı kelepçeleyip tekmeledi. Yasaklarla susturmaya ve terbiye etmeye çalışan psikolojik şiddeti sürekli gerçekleştirmeye çalıştılar. Halklarımız gençliğin arkasında daha dinamik ve cüretli bir direniş ortaya koymaya istekli. Toplumun en dinamik kesimi olan gençlik, çarenin sandıkta değil sokakta, yasakların-barikatların üzerine yürümekte olduğunu gösterdi. Bu süreçte komite-konsey ve meclisler kurarak fakülte ve kampüslerden taşan bir isyanı halka taşıyanlar olmaya çalıştık. Bu nedenle siyasal iktidarın zor gücünü, gençlik üzerinde ve orantısız kullanmasını, varlıklarını tehdit eden toplumsal kesime yöneltmesini normal karşılıyoruz.”
MA / Enes Beyaz